Okumanınızı Tavsiye Ederim: Din Dilde Değil, Vicdanda Yaşanır
Cüzdanı dolu. İmkânı var. Sokakta yoksul bir insan karşısına çıkıyor. Aç olduğunu söylüyor, yardım istiyor.
Cüzdanı dolu. İmkânı var.
Sokakta yoksul bir insan karşısına çıkıyor. Aç olduğunu söylüyor, yardım istiyor.
Peki ne yapıyor? Elini kaldırıp, "Allah yardımcın olsun. Allah seni doyursun." diyor ve yoluna devam ediyor.
Oysa cebindeki imkândan, ihtiyacından arta kalanı paylaşsa; o insanın karnını doyursa, belki de duasını fiilen yerine getirmiş olacak.
Sonra dönüp,
"Ben namazımı kıldım, duamı ettim. Gerisi Allah'a kaldı." diyor. Peki din gerçekten bundan mı ibaret?
İnanç; sadece söz söylemek, dua etmek ve dini kavramları dilden düşürmemek değildir. İnanç, imkânın varken ihtiyaç sahibine el uzatabilmektir.
Vicdanı, merhameti ve paylaşmayı hayatın merkezine koyabilmektir.
Ne yazık ki bugün her cümlesine din ve iman ekleyen, gösterişi ibadetin önüne geçiren, servet biriktirirken ihtiyaç sahiplerini görmezden gelen anlayışlar çoğaldı.
Dini söylemlerle kürsülerden ahkâm kesen, fakat Kur'an'ın paylaşma, adalet ve merhamet çağrısını hayatına yansıtmayanlara toplumun da vicdanı artık şu soruyu soruyor:
Kur'an sadece okunmak için mi indirildi, yoksa yaşanmak için mi?
İnsanlara merhameti tavsiye edip, kendi eliyle yardım etmeyen; dini menfaatine araç eden her türlü riyakârlık, inancın özüne zarar verir.
Önce vicdan, sonra söz...
Yazıklar olsun inancı gösterişe dönüştüren riyakârlığa.
Utanması gereken; imkânı olduğu hâlde ihtiyaç sahibine sırt çevirip, bunu sadece sözle telafi etmeye çalışan anlayıştır.